1logo9.gif (17640 bytes)    BİLGİ KİTABI         

 

ÖZEL MESAJ                               

                                   Mesaj Tarihi:  30.10.1983

Dostlarımız,    

Bir şeyi ne kadar ister iseniz, o şeye Sizi çeken bir Güç vardır. Çünkü Güçlü Tutkular Dünyasal değil, Evrenseldir. O, Ferdi İradenin dışında kalan bir Güçtür. Bu Çekilişin sebebi Cinsi ve Ahlâki değil, Ruhidir.           

İki İnsanın Birleşmesinde İlk Kıvılcım Ruhtan Ruha atlayan bir Şimşektir (Tıpkı Bulutlarda olduğu gibi). Ruhi Frekansların Akımı çok Güçlüdür. O Sizin Bedeninizde kaldığı müddetçe bir Sarhoştan, bir Mecnundan farkınız olmaz.            

Şayet bu Akım uzun zaman Sizde kalır ise, Beyin Kotlarınız büyük ziyan görür. Onun için o Akımı yeryüzüne çekerek bir toprak hattı yapmak lâzımdır. Bunun için de Üçüncü bir Güçlü Akıma ihtiyaç vardır.  

Bu da Dünyada Bedenlenmek isteyen bir Varlıktır. Bu yüzden iki cins, sık sık beraber olmak ihtiyacını hissederler. Üçüncü Gücün gönderdiği tesir olmaz ise, iki cins asla birbirine karşı Arzu duymaz.         

Bedeni Birleşimde Cinsel Deşarj Sizin toprak hattınızdır. Bir anlık son Titreşim bir Evren Enerjisine denktir. Zira bu Güçlü Enerji Sizin Üreme Ortamınız için şarttır. Bu Enerji Sizin Dünyaya çekeceğiniz Bebeğin Ruh Enerjisini Spiral Enerji ile Birleştirmektedir.                  

Baba Enerjisi, Vibrasyon olarak çok Güçlüdür. Çünkü o yakaladığı Ruh Enerjisini Annenin tarlasına ekecektir. Görevi budur. Annenin Enerjisi ise Tanrısal Sevgi Kotuna bağlıdır. Bu Sevgi ancak Anaya hastır. 

Bu Sevgide, Koruyuculuk - Şefkat ve Sahip çıkma duyguları vardır. Bu ince Nüansların esas mahiyetini bilmeyen karşıt cinsler, boş yere birbirlerini suçlayarak, tenkit ederler ve kendilerini hırpalarlar.      

Erkek Vibrasyonu ancak Annenin ona verdiği Sevgi ile en Güçlü Vibrasyona ulaşır. Toprak hattı yapılınca, o Sevgi de Toprak hattı yapar ve Duygular nötralize olur. Halbuki Kadının Sevgisi Sonsuz bir Enerjidir. Erkeğini daima o seçer.          

Bunu Bilinçaltından gönderdiği Titreşimler ile sağlar. Aslında ilk anda o da bunun farkında değildir. Gönderdiği Titreşimler karşıt cevap alır ise, bu Duygu o zaman Bilinç üstüne çıkar. Bu yüzden görünüşe göre ilk tesirin Erkekten geldiği zannedilir.       

Bu Sinyaller Doğal bir cevaptır. Aslında Ayıp ve Günah değildir. Günah olan bir şeyi Tanrı hiçbir   zaman yaratmamıştır.  Çünkü Siz de Doğadan bir  parçasınız. Sizi kısıtlayan Cemiyet kurallarıdır. Ayıp - Günah bugüne kadar almış olduğunuz Terbiyenin Şartlanmışlığından başka bir şey değildir.    

Hakiki İnsan Cemiyet Kuralları ile değil de, Vicdan Mükemmelliği ile kendini yetiştirip, onun Işığında esas Bilince vararak, hareketlerini disipline edip, Kişiliği ile Bütünleşebilir ise, o zaman Mükemmelliğini sergiler.        

Medeni Ahlâk, Medeni İnsanlara hastır. Ahlâkın sükûtu Bütünde ve Kâinatlar Nizamında hiçbir zaman hoş karşılanmamaktadır.             

Şartlanmış Bilinçler belki Bizleri verdiğimiz bu Bilgilere göre yanlış değerlendirebilirler. Ancak bir Bilgi ne kadar gizli kalır ise, o denli tecessüs yaratır.            

Şimdi Bizler bugüne kadar bildiğiniz ve ileride bileceğiniz her şeyi Vicdani Dengenizi bulmanız için Sizlere tüm açıklığı ile bildirmek ile yükümlüyüz.   

Sizlere verdiğimiz Öneriler doğrultusunda hareket etme içgüdüsüne sahip olan tüm Dostlar, Hakiki Vicdan Özlerine ulaşmış Bilinçlerdir.     

Yaptığınız herhangi bir şeyde Vicdani bir rahatsızlık duyuyor iseniz, muhakkak o işte ya bir terslik vardır, ya da Şartlanmışlıklarınız Vicdanınızı gölgelemektedir. Bunun içindir ki ‘Şartlanmışlıklarınızı ve Korkularınızı yeniniz’ diyoruz.  

Vicdanınız  Sizin  Hakiki  Mürşidinizdir. Ancak  bu   durum  Hakiki  Vicdan  Bütünlüğüne  sahip  çıkmış Bilinçler için geçerlidir. Doğada öyle mükemmel bir işleyiş Mekanizması vardır ki, her şey o mükemmel çarkın içinden geçmektedir. Vicdanınız da ondan bir parçadır.         

Her Fert ALLAH'ın yarattığı İlâhi bir Varlıktır. İnsanoğlunun İnsanoğluna zulmetmeye hakkı yoktur. Bizler daima Hakiki İnsanın yanındayız. Onu kimseye ezdirmeyiz. Bunu böyle bilin.     

Bir İnsan her Yaşam Ortamında türlü Eşiklerden atlamaktadır. Bu onu Arayış Ortamına sürükler. Bu Arayışlar ise onu değişik yollara itebilir.

Kimi Ahlâki Zevklere - kimi İlâhi Zevklere dalar. Ahlâki Zevklere itilenlerin şayet Evrim Frekansları alçak ise, Seks Ortamından hiçbir zaman ayrılamayacaklardır.   

Frekansları Yüksek ise, çaldıkları bütün kapılardan bir netice alamayıp, Mutsuz olacaklardır. Böylece Arayış Ortamlarında, Aradıklarının ne olduğunu bilmeden dolaşanlar, Beyin Işıklarını türlü mükeyyefat ile uyuşturarak, rahatlamak istemektedirler.          

Bunlar aslında Frekansları Yüksek, dolu kişilerdir. İşte Sanat bu dalda doğar ve meyvesini verir. Bu kişiler Dünyanın Basitliğine dayanamadıkları için, ondan kaçarak Özlerine sığınırlar. Ve Öz meyvelerini Sanata akıtırlar.                        

Sanat Tekâmül Kotunun en yüksek Vibrasyonunu taşımaktadır. Sanat tek yönlü değildir. Her kolun bir Sanatı vardır. Ama Köken aynıdır.                        

Hakiki Sanat Özü Çamurun içindedir. Diğer Sanatlar ise Işık Kotuna bağlıdır. Ancak artık her koldaki Sanat, aynı Gaye uğrunda Birleştirilecektir. Herkes Sanat Kotuna ulaşamaz. Her Sanatkâr da ( 7 ) Boyut ötesi Tekâmüle giremez.         

Ama Sanatkâr, Yaratıcı Gücü nispetinde kendini yaratır. Artık onun Kitaba ihtiyacı yoktur. Çünkü o kendisi bir Kitap olmuştur ( Hakiki Sanatkârlar ).

Bugüne kadar bağlanmış olduğunuz tüm Din Kitaplarınızın Sizlere çizdiği yol, düşük Frekansların Tekâmül  Kotuna  kadar  yükselebilmelerini  sağlamaktır. Ancak  bundan  sonra  İnsan, Kendi   Kendine  Uçmasını Öğrenecek ve bir Kuş gibi yuvasını terk edecektir.       

Sanat ötesi Felsefi Bilince ulaşabilmiş herkese değişik kanallardan değişik Ortamlar hazırlanır. Aslında bu Ortamları Bizler hazırlamayız. Bizlere kadar gelebilmeyi Başarmış ve kendini Aşmış Dostlarımızın sadece Ellerinden tutarız. Bu bir Evrensel Kuraldır.          

En Mutlu kişiler, kendi Yüksek Frekansları ile Lâyık oldukları Boyutu bulabilenlerdir. Bunlar Vahdet ile Vücut bulmuş Tasavvuf Ehilleridir. Bundan sonra onlara daha güzel Kapılar açılarak, Sonsuz Mutluluğa gark olacaklardır.    

İşte ancak bu sınırdan öteye Hakiki Görevler başlamaktadır. Size yardımcı olan İlâhi Âlem Elçilerinin çok üstünde bile öylesine Yüce Makamlar vardır ki, işte MERKEZİ SİSTEM Sizlerin bu Ortamlara ulaşabilmeniz için kurulmuştur.   

Bizleri  anlayan  Dostlarımıza   buradan  ve  hatta  Merkezi  Sistemin  çok  ötelerinden   bile  rahatlıkla seslenmekteyiz.      

Asrınız bir Orta Çağ ve Şehvet Asrı değildir. Uyanış-Aydınlanış ve Yürüyüş Asrıdır. Artık İnsanlık nereden geldiğinin, nereye gittiğinin ve daha nerelere gideceğinin İdrakine vararak, Hakiki  Görevini yüklenmelidir.

Hakikati kavrayan Dostlarımıza daima Piramidin son noktasından Yardım Elleri uzatılacaktır. Evrenler Sizi beklemektedir.

 RESUL            

Önceki Sayfa                                                                                                                               Sonraki Sayfa     


Ana Sayfa      Evrensel Çağrı      Hakkımızda     Fasiküller     FTP      Bilgi Kitabı      Konuk Defteri